DOC

İSTANBUL-KAHİRE SEFERİ VE İLK TÜRK ASKERİ HAVA ŞEHİTLERİ

By Martin Spencer,2014-02-05 15:22
18 views 0
Source. A, B, C, D. 1, This is fictitious data. 2. Data. A, B, C, D, E. 1, Customer, Oil Usage, Degree Days, Home Index, Number People ...

İSTANBUL-KAHİRE SEFERİ VE İLK TÜRK ASKERİ HAVA ŞEHİTLERİ

    Osmanlı İmparatorluğu, Balkan Savaşları ile Avrupa Kıtasında bulunan topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Savaştan önce Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa Kıtasındaki topraklarının yaklaşık 100.000 kilometre karesi

    elden çıkmış ve yaklaşık 24.000 kilometrekareye gerileyerek, Avrupa’da bulunan topraklarının % 83’ü kaybedilmiştir. Bu kaybın halk üzerindeki olumsuz etkisinin giderilmesi için İstanbul’dan Kahire’ye kadar sürecek uzun mesafeli bir uçuş yapılması planlanır. Kısa bir süre önce, Fransa’nın tamamladığı Paris-İstanbul-Kahire

    hattı uçuşundaki başarısı dolayısı ile Fransız havacılığına duyulan hayranlığın, Türk pilotlarına ve Türk devletine yönlendirilmesi isteği ile benzeri bir girişim yapılması düşünülür. Bu gelişmeler sonucunda; Osmanlı Devleti vatandaşlarının çoğunluğunu oluşturan Türklerin ve diğer müslümanların, moral-motivasyonunun geliştirilmesi,

    Türk havacılığının gücünün batıya gösterilmesi amacıyla İstanbul-Kahire yolculuğuna

    karar verilir. Ocak 1914’te uçuşun yapılacağı ilan edilir.

    Şehir Mesafe

    İstanbul-Eskişehir 220 Km.

    Esk.-Afyon 120 Km.

    Afyon-Konya 280 Km.

    Konya-Ulukışla 150 Km.

    Ulukışla-Adana 130 Km.

    Adana-Halep 200 Km.

    Halep-Humus 180 Km.

    Humus-Beyrut 300 Km.

    Beyrut-Şam 90 Km.

    ŞamKudüs 200 Km.

    Kudüs-El Ariş 150 Km.

    El Ariş-Port Said 150 Km.

    Port Said-Kahire 175 Km.

    Kahire-İskenderiye 170 Km.

    1

     TOPLAM 2.515 Km

İstanbul-Kahire Seferi Güzergahı

Uçuş için halkın bağışları ile alınan “Muavenet-i Milliye” isimli Bleriot tipi uçakla

    Plt.Yzb. Fethi ve Rasıt Yzb. Sadık Bey'in, “Prens Celalettin” isimli Deperdussin tipi

    uçakla ise Edirne-İstanbul ilk uzun mesafe uçuşunu gerçekleştiren, Plt.Ütğm. Nuri Bey ve Rasıt Yzb. İsmail Hakkı Bey'in uçması planlanır.

     Kahire Seferi Mürettebatı Uğurlanırken (Soldan Sağa Sadık, İsmail Hakkı, Fethi ve Nuri)

    8 Şubat 1914’de Ayastefanos’ta Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa ve Çürüksulu Mahmut Paşanın katıldığı, Sultan Reşat’ın başarı dileklerini ileten ve sarayın ileri gelenlerinin de iştirak ettiği bir tören yapılır. Saat 09:10’da Nuri Bey’in kullandığı “Prens Celalettin”, iki dakika sonra da Plt.Yzb. Fethi’nin “Muavenet-i

    Milliye”si havalanır. Nuri Bey hava kapalı olmasından dolayı, Bursa üstünden geri dönerken, Fethi Bey yolculuğuna devam eder. Nuri Bey’in “Prens Celalettin” isimli

    uçağı özellikle motor yönünden zayıftır. Hatta bu nedenle Toros Dağları'nı aşamaz, Rasıtı Yzb. İsmail Hakkı’yı ağırlığı hafifletmek için karayolu ile Karaman’dan Tarsus’a

    2

göndermek zorunda kalır. Hafifleyen uçak Torosları 4000 metre irtifaya tırmanarak

    aşar.

    27 Şubat 1914 tarihinde Yzb. Fethi Bey ile Rasıtı Yzb. Sadık Beyler, “Muaveneti Milliye” isimli Bleriot tipi uçakla Şam’dan Kudüs yönüne havalanır. Taberiye Gölü'nün güneydoğusuna düşen Şamriye’nin bir kilometre doğusunda bulunan “Küfrüharib” kayalığında uçak düşer ve Yzb. Fethi Bey ile Rasıtı Yzb. Sadık Beyler yolculuğu tamamlayamadan şehit olurlar.

    Muaveneti Milliye'nin Enkazı 27 Şubat 1914

    Kazayla ilgili farklı yorumlar yapılır. Kazaya, gölde oluşan buharın neden olduğunu iddia edenler olur. Türbülans ile bölgede oluşan aşırı hava akımının da kazaya neden olabileceği yorumlanır. Diğer bir yorum ise; Türk havacılığını düzenlemesi için görevlendirilen Fransız Hava Subayı De Goys’a aittir. De Goys’a göre; uçağın düşmesine bazı askı tellerinin kopması neden olmuştur. Fethi Bey’in makinisti Tğm. Cemal Bey’e göre ise; kazaya kuyruk ve baş tarafında bulunan benzin depolarının uçağın dengesini bozması neden olmuştur. Diğer bir görüşe göre; Şam halkı tarafından Kuneytra’ya atılmak üzere Fethi Bey'e verilen bir mektubu atmak için Fethi Bey’in alçalması sırasında Taberiye Gölü’ndeki hava akımının uçağı kontrolden çıkarması sonucu kaza meydana gelmiştir.

    3

    Aynı gün Nuri ve İsmail Hakkı Beyler de Şam’a ulaşır. Arkadaşlarının şahadet haberini orada alırlar. Şehitlerin cenazesi 28 Şubat 1914’de Şam’da yerli halktan yaklaşık 100.000 kişilik bir topluluk ile Nuri ve İsmail Hakkı Bey'in de katıldığı merasim ile yapılır. İlk Türk askeri hava şehitleri olan Fethi ve Sadık Beyler, Emeviye Camii'ndeki Selahaddin Eyyübi Türbesi'nin avlusuna defnedilir. Uçağın enkazı İstanbul’a Askeri Müzeye konulur.

     Fethi ve Nuri Beylerin uçakları Şam’a gelinceye kadar pek çok riskli durumla karşılaşmıştır. “Prens Celalettin” isimli Deperdussin ile Nuri Bey’in Kahire’ye

    varamayacağı değerlendirildiğinden, Harbiye Nezareti tarafından üçüncü bir uçağın hazırlanması emredilir. İstanbul-Kahire Seferinin başlatılmasından sonra yarıda

    bırakılmaması bir onur meselesi halini alır. Plt.Yzb. Salim Bey (İLKUÇAN) ile Rasıtı Kur.Yzb. Kemal Bey’in, “Ertuğrul” isimli Bleriot uçağı ile seyahate çıkması

    kararlaştırılır. 6 Mart 1914’de Nuri Bey, Şam’dan havalanıp Beyrut’a inerken, 3’üncü ekip de İstanbul’da devletin üst seviye yöneticilerinin katıldığı bir tören sonrası yolculuğa başlar.

    11 Mart 1914 tarihinde, binlerce insan Yafa’daki alanda toplanmış ve Nuri

    Bey’in uçuşunu görmek istemektedir. Rüzgar kalkış istikametine ters olarak esmektedir, bu durumda kalkış yapılmaması gerektiği Nuri Bey tarafından bilinmesine rağmen; halkın izdihamı, uzun süren uçuşun verdiği stres ve görevi bir an evvel tamamlama niyeti ile karadan denize doğru esen rüzgar yönünde deniz üzerine doğru kalkış yapılır. Uçağın motorunun zayıf olması nedeniyle, uçak toparlanamaz ve Nuri Bey ile Rasıtı Yzb. İsmail Hakkı Bey denize düşerler. Çok iyi yüzme bilen Nuri Bey kıyafetinin ağırlığına rağmen yüzmeye çalışır ancak kıyıdan kurtarıcılar yetişemeden boğularak şehit düşer. Rasıt Yzb. İsmail Hakkı Bey ise yüzme bilmediğinden henüz batmamış olan uçakta kalır ve olaydan sonra bölgeye gelenler

    . tarafından kurtarılır

    Seferin tamamlanması için planlanan ”Ertuğrul” isimli üçüncü uçak, Rasıt Yzb.

    Kemal Bey, Plt.Yzb. Salim İlkuçan’dan oluşan bir ekiple farklı bir rota takip ederek

    Çanakkale ve Edremit üzerinden devam eder. Uçak, Kemerdere’de bir kırım geçirir.

    Arıza giderilerek 13 Mart’ta Edremit’e doğru tekrar havalanır, hava muhalefeti

    nedeniyle bu kez de Küçükkuyu yakınında ormanlık bir alanda ağaç üzerine düşerler. Uçak adeta ikiye ayrılır. Halk olay mahalline gelerek uçuş ekibini kurtarır, uçak tamir

    4

    için İstanbul’a gönderilir. Bu durum üzerine Edremit halkı kendilerine gelen ama kırım geçiren bu uçağın yerine, bağışlar ile yeni bir Bleriot tipi uçak satın alır. Bu uçağa “Edremit” adı verilir.

     Daha sonra yapılan değerlendirmede üçüncü ekibin seyahatinin Fethi Bey’in şehit düştüğü yerden başlaması kararlaştırılır. Üçüncü Ekip “Edremit” isimli

    dördüncü uçak ile 23 Nisan 1914 tarihinde İstanbul’dan “Hıdıvviye” şirketinin

    “Saidiye” gemisi ile İstanbul’dan Beyrut’a hareket eder. Uçağın montaj ve uçuş testleri yapıldıktan sonra Beyrut’tan 1 Mayıs’ta havalanan 3’üncü ekip ara mesafeleri

    . Mısırlılar büyük tezahürat ve sevgi kat ederek 9 Mayıs’ta Kahire’ye ulaşır

    gösterilerinde bulunur. Yzb. Salim İlkuçan ile Rasıt Kur.Yzb. Kemal Bey İngiliz

    Fevkalade Komiseri Lord Kitchener’i ziyaret ederler. Lord ziyarette; ”Siz Türkler,

    eski meziyet ve faziletlerinizden hiçbir şey kaybetmediğinizi

    gösterdiniz” sözleri ile başarının büyüklüğünü över. Kahire’de halkın büyük

    sevgisine mazhar olurlar. İngilizler bu ilgiden zamanla rahatsız olmaya başlar. Hatta bir gösteri uçuşu öncesi uçağın bujileri gevşetilerek uçağın havadayken düşmesi için sabotaj yapılır. Ancak uçuş öncesi kontroller sırasında Salim İlkuçan olayı fark ederek tehlikeli durumdan kurtulur.

    Yzb. Salim İlkuçan ve Rasıt Kur.Yzb. Kemal Bey

    5

    İstanbul-Kahire Seferi 1914 yılından beri pek çok kişi tarafından farklı bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Bazıları Osmanlı havacılığının diğer ülkelere göre zayıf olduğu bir dönemde yetişmiş insan gücünün ve uçakların zayi edildiğini savunmuştur. Osmanlı havacılığının kurulmasında önemli yeri olan Süreyya İlmen de hatıralarında İstanbul-Kahire Seferinin zamanlamasının yanlış olduğunu belirtmektedir. O tarihte

    . Ancak o günkü görev başında olsaydı buna engel olmaya çalışacağını belirtmiştir

    idareciler de çok sıkıntılı dönemden geçildiği bir anda ülkenin birlik ve beraberliğine katkısı olacağına inandıkları için İstanbul-Kahire Seferine karar vermişlerdir. Verilen

    kararın uygulama safhasında bir takım kazalar olmuş, uçaklar kaybedilmiş, pilot ve rasıtlar şehit olmuştur. Dönemin sorumluları ise dünya kamuoyunun da yakından takip ettiği bu projenin başarılı olması için kararlılıklarından taviz vermemişlerdir. Bütün olumsuzluklara rağmen hedefe varılmıştır.

     Osmanlı Devleti, II. Meşrutiyet, Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları ile topraklarının ve nüfusunun önemli bir kısmını kaybetmişti. Balkan Savaşları ile Türk Ordusu’nun ağır bir yenilgi alması, Orduya olan güveni içte ve dışta sarsmıştı. Havacılıkta dünyanın en ileri ülkesi olan Fransa’nın Kahire’ye uçuş yaptığı bir dönemde Türk havacılığının da o dönem için oldukça zor kabul edilen uzun süreli bir

    uçuşu yapabileceğini ispatlaması bakımından İstanbul-Kahire Seferi önemli bir

    projedir.

     İstanbul-Kahire Seferinin yapılmasının başlıca sebepleri; mevcut toprakların

    muhafazası için farklı milletlerden oluşan Osmanlı vatandaşlarının devlete olan bağlılığının kuvvetlendirilmesi, Fransız pilotlar tarafından yapılan Paris-İstanbul-

    Kahire seferi sonucu Fransız havacılara duyulan hayranlığın Türk havacılarına çevrilmesidir. Mısır bu dönemde hukuken Osmanlı toprağı olsa da fiilen İngiltere’nin elindedir. Osmanlı Devleti’nin bu oldu-bittiyi kabul etmeyeceğini göstermesi, Mısır

    halkının duygularına tercüman olması yönüyle de bu seferin duygusal bir yönü bulunmaktadır.

     Diğer taraftan, bu seferin Osmanlı Devleti’nin ekonomik sıkıntılarının yanında, ülkelerin savaşa hazırlandığı bir dönemde yapılması ve sefer sırasında yaşanan beklenmedik kayıplar, Türk havacılığına pahalıya mal olmuştur.

    6

     Bu seferin diğer bir sonucu, uçuş süresince uğranılan yerlerde halkın büyük coşkusu ile karşılaşılmasından etkilenen Enver Paşa ve diğer yetkililerin Birinci Dünya Savaşı’na girilmesi halinde eski Osmanlı coğrafyasında yaşayan halkın büyük bir çoğunluğunun Osmanlı Devleti yanında yer alacağı inancını kuvvetlendirmiştir. Bu güven duygusunun sonucu olarak savaşa girmekte erken karar verilmiştir.

     Sefer süresince büyük miktarda bağış toplanmış ancak bu bağışlar ile yeni uçaklar alınmamış, kaybedilen uçakların yerine yenisi konmamıştır. İstanbul-Kahire

    Seferi; en yetenekli ve tecrübeli pilotlar ile uçakların kaybedilmesine rağmen sonuçlandırılmış ve başarıya ulaşmıştır.

     Bütün olumsuzluklara rağmen seferin tamamlanması Osmanlı Devleti’nin kararlılığının bir sonucudur.

     Bu seferin kahramanları olan Fethi, Nuri ve Sadık Beyler ilk askeri hava şehitlerimizdir. Kendileri verilen vazifenin başarılması uğruna büyük fedakarlıklar göstererek canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir.

     Ruhları şad olsun.

     Hüsamettin HARMANCI

     Hava Personel Üsteğmen

     Medya ile İlş.Ks.A.

    7

Report this document

For any questions or suggestions please email
cust-service@docsford.com